
Mora Biorezonans; Homeopati, akupunktur ve psikoterapi gibi birçok bilim dalını kapsayan, vücuttaki enerji meridyenlerini optimize ederek vücudun kendi iyileşme kapasitesini uyaran, bunun için vücuttan alınan bedenin kendi frekansının yanında, dışarıdan alınan homeopatik ilaçlar, nozodlar, renkler, mineraller gibi birçok madde ve ilaçların da frekansını kullanan bir alternatif tıp uygulamasıdır.
Bu nedenle Mora Biorezonans uygulamaları kişiye özgü planlanır ve uygulanır.’’
Madde, enerjinin bir formudur. Bunu çok uzun zamandan beri biliyoruz, tamamen bilimsel bir gerçeklik olarak… Bildiğimiz bir başka gerçek ise şudur: Her madde, çevresinde bir elektromanyetik alan yaratır. Elektromanyetik alan kavramını “elektromanyetik ışınım” ya da “foton ışınımı” olarak da söyleyebiliriz. Biorezonanstaki “frekans” kavramı ile aslında bu elektromanyetik ışınımdan-alandan bahsediyoruz. Biorezonansta, maddenin kendisi değil “frekansı” kullanılır.
‘’Biorezonans, sağlık/iyileştirme hali için madde kullanmaz, bünyede bir değişiklik yapmak için, maddenin enerjetik yapısını (maddenin enerjetik yayılımını) kullanır ve vücutta enerji seviyesinde bir değişim yaratır. Enerji seviyesinin, sağlık ya da hastalıkta asıl belirleyici olduğu hem akupunktur, hem homeopati hem de biorezonansın gerçeğidir.
İlaçlar ya da madde düzeyinde yapılan müdahaleler biorezonansın konusu değildir, biorezonans, farklı bir seviyeden yaklaşır ve bu seviyede güçlü bir “iyileşme olasılığı” barındırır.İlaçlar ya da madde düzeyinde yapılan müdahaleler biorezonansın konusu değildir, biorezonans, farklı bir seviyeden yaklaşır ve bu seviyede güçlü bir “iyileşme olasılığı” barındırır.
Mora Biorezonans; Homeopati, akupunktur ve psikoterapi gibi birçok bilim dalını kapsayan, vücuttaki enerji meridyenlerini optimize ederek vücudun kendi iyileşme kapasitesini uyaran, bunun için vücuttan alınan bedenin kendi frekansının yanında, dışarıdan alınan homeopatik ilaçlar, nozodlar, renkler, mineraller gibi birçok madde ve ilaçların da frekansını kullanan bir alternatif tıp uygulamasıdır.
Hücredeki tüm biyokimyasal işlemler, diğer biyokimyasal işlemleri etkileyecek atoma has mikro-elektromanyetik yayılımlar oluştururlar. Daha sonra Dr. Popp bu konuda çok ciddi çalışmalar yapmıştır. Dr. Popp’a göre canlı organizmaların bağımsız hücre çekirdeklerinde biofoton denen elektromanyetik antiteler oluşmaktadır.
Biofotonlar, hem dışsal etkenler, hem de bitişik hücredeki biofotonların salınımına cevap verirler. Sadece canlı organizmada bulunan bu biofotonlar biyolojik biyokimyasal olayları anında etkiler. Biofotonlar, hücrenin genotipinde depolanan ve hücreden hücreye iletişimi sağlayan çok küçük enerjili ışık kuantumlarından oluşur.
Dr Popp’ a göre; biofotonlar yaşayan organizmadaki otonom iletişim sisteminin kurucusudur. Biofotonlar hücreler arası iletişimin yanında; her yaşayan organizmanın çevresiyle olan iletişimini de sağlar. Dr. Popp çalışmalarında; kanserli doku ile sağlıklı doku arasındaki en belirgin fark olarak, kanserli dokuda biofoton salınımının çok azaldığını gözlemlemiştir. Bedenimizdeki bütün biyokimyasal süreçleri dengeleyen enerjitik bir kontrol mekanizması vardır. Organizmaların sağlıklılık halini korumak bu kontrol mekanizması sayesinde olur.
Biofotonlar, hem dışsal etkenler, hem de bitişik hücredeki biofotonların salınımına cevap verirler. Sadece canlı organizmada bulunan bu biofotonlar biyolojik biyokimyasal olayları anında etkiler. Biofotonlar, hücrenin genotipinde depolanan ve hücreden hücreye iletişimi sağlayan çok küçük enerjili ışık kuantumlarından oluşur.